130 kişi kendisini tutuyor, 26 arkadaşı var.
| tuttum | gnome |
| tuttum | vurkacoglumalkocbey |
| tuttum | inalfia |
| tuttum | camomile goddess |
| tuttum | se jie |
| tuttum | EgomyLego |
| tuttum | amylie |
| tuttum | nees |
| tuttum | metabolizmaa |
| tuttum | rebel angel |
| tuttum | sogus |
| tuttum | birunsatan gulfiros |
| tuttum | cemberindisi |
| tuttum | tylerdem |
| tuttum | jonasclean |
| tuttum | awazajiyan |
| tuttum | hayyam01 |
| tuttum | miss boogedy |
| tuttum | mago de oz |
| tuttum | mz anj |
| tuttum | Atilla1000 |
| tuttum | lupathelatino |
| tuttum | bengubade |
| tuttum | K3SH |
| tuttum | hagakure |
| tuttum | coobourjou |
|
|
istanbul8762 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
müzik5131 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
yeraltı edebiyatı4098 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
felsefe2236 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
düşünce çöplüğü2131 üyesi var. üyelik serbest. |
Suç büyüyünce şiir, saçların çözülünce ihanet olur ! Tutamam kendimi cinayet olur !
ağzı yorgun bir bıçak gibi kurumuş
kesmez ruhunu hiçbir tarafı
kanamalıydı aksın diye içinden zehri
oysa irin oluyordu akıtamadığı tüm gözyaşları
başı sargılı kolu sargılı dizinde kurşun ayağı topal
kayaların başında kör bir eşkiya gibi şimdi aşkım
tren raylarına kayalar yuvarlar . . .
savaşın sokaklarında bir kadın
kalbinde parçalanmış dünü
yüzünde gençliğinden kalma şarapnel parçaları
tek topuğu kırılmış kırmızı çizmeleriyle salınıyor yıkılmış binaların arasında
her harabenin enkazında yanan tenekelerde beliren yaşam belirtisinde ürküyor
çünkü ölüm almıştı yaşayanların pek çoğunu
ölüm kol geziyor
kaleden kalma bu son duvarın dibinde omuzları üstünde yükselen burca benzeyen başında kadınlığının sancağı karamel saçları
yıldızların yakamozu vurmuş nemli gözlerine ve her kirpiği yaralı askerler için bir liman
gelme
geçme
dur
kal
gitme
diye bağırıyor bu şehir peşinden
öyle rastgele
parmaklarını sürterek gri betonarme geçmişe
bir köz tutacağı ile tutsalar ve atsalar film şeridi gibi zamanın içine .
dünü bugünden yakarak ayıran eriyik bir taş gibi çöksem sahnenin tam ortasına .
gökten gelen kutsal bir vahiy gibi gelse sesim size ve sadece merhaba desem .
bir basamak aşağısı ile yukarısı arasında tanrısal sıfat farklılıkları zihinlerinizde kendi kendine belirirken nereden geldi bu yapancı gök yarıldıda diye sizler düşünürken .
içinizden kaç çocuk çıkar acaba merhaba diyecek . . .
bir defa öldüm
bu sefer geçmesin , beraber ölelim istedim . . .
teşekkür ederim camomile goddess
kısa iplerle derin kuyulara inmek yordu beni
her ipin sonunda kırılıyor kemiklerim
yara izi gibi her kelime dönüp dolaşıp sahibini bulmak için sabırla beklerken ağızda . dişlerinin ucuna konmuş mazi bir öpücük gibi geçerse karşına . gitmek ile kalmak arasında kalırsan eğer . arafta bulur seni arayanlar . her paragrafta her iki cümlenin arasına sıkışmış , kısalmış yuvarlanmış nokta gibi herşeyi anlatan bir nokta gibi . . . noktada bulurlar seni .
Erkekleri abazan , şu , bu şekilde küçük görüp yüksek telden afkuran ve aslında dünyada ki fonksiyonu tam olarak dile getirilemeyen , gölgelerde yaşamayı tercih eden çünkü bazı günahların karanlıkta işlendiğini bilen tipteki lolipop kıvamındaki kadınlara sesleniyorum .
aslında seslenmekten vazgeçtim bir kaçınızı canlı yayında fena bozmak istiyorum .
kudurmuş erkekleri aklamak gibi bir derdim olmamakla birlikte kimsenin taşkınlığını da dert edinecek adam değilim .
sadece son günlerde sitenin bayan abazanı yarışması yapıyormuşum gibi mesaj üstüne mesaj almaya başladım ki bu mesajların hiçbirisi yazdığım yazılar ya da yaptığım yorumlar üzerine değil , oldukça sığ cinsel davetler halinde öbek öbek gelmeye başladı .
sevdiğim ve saygı duyduğum kadınlık sıfatı namına gelen mesajları bir blog halinde mrs . kaşar adlı bir blogda yarışma formatına sokup sitenin aktif kaşarlarını seçime sunmuyorum .
kaşınızın gözünüzün hatırına değil .
mesajlar fotoğraflara göre değil içerisindeki muhattabın kaliteye verdiği öneme göre cevaplanır ama sabrında bir sınırı var .
söyleyecek kıymetli sözü olmayanlar , hatta erkeğin bile kaşarı mesaj atmasın , bıktırdınız . . .
bu avatar fotonu gördükçe vapurda cigara içtiğim o karaköy-kadıköy sefer-i günlerini anımsıyorum...
ben hala içiyorum
yukarıda bir başına kötü hava şartlarına muhalif gözü kara bakışları yerde ve istikrarlı birisi görürsen takip et , o benimdir ya da o da bizdendir . . .
şimdilerde küçük şehir muğlada olduğumdan öle bi şansım yok ama kısmetse kedilerin sevişme döneminde orada olacağım...bizden biride ben olurum ...:)
sabah kalkınca ilk iş bi sigarayı yakmak olmalı..yoksa bu yaşama hep bi eksiklikle başlarız...:)
Doğum Günüm Kutlu Oldu Mutlu Oldum Dakikalarca :)
Teşekkür ederim cancağzım :)
ne ses ne nefes . . . hepsini verdim gitti :)
can var bi o da emanet .
karamsar oldu bu da :)
sen de haklısın sus pus um :)
yapma bunu dur daha yeni geldim bunalıma bağlamayalım hemen :)
sus pus bize yaışmaz irtibatı koparmayalım
yüzünde hüzün uyuyan kız
tam da bu başlıkta bir yazı yazmaya çalışırken ve bu yazıdan bahsederken bu katkın hoş oldu dostum .
saÄŸol :)
yaşamının paylaştıkça paylaştığın kişice bir anlamı olur . iz bırakanların unutulmaması gibi birşey . yoksa sadece yaşarsın . . .
Blog Olacak Çocuk
" Aşık adam konuşursa mahfolur "
susmuştu adam o içki sofrasında ilk defa . karşı masasında sevgilisi başka dünyalarda raks ediyordu . hastayım demişti genç adama , bu gece erken yatacağım . . .
şimdi anlıyordu göğüs kafesindeki kanser gibi şiddetli büyüten ve kafasında şiddetle ürüyen sıkıntıyı .
eksikti masası , mezesi , şarkısı .
kalkıp gitse sevdiği kızın yanına ne diyecekti .
adamın ne diyeceğinin ne önemi vardı ki ? nasıl olsa kadın ne derse desin inanmak isteyecekti . aşıktı bir kere . kalbi titriyordu , sebepsiz yere gülüp birden bire susma hastalığına yakalanmıştı ..
kafasını çevirdi , ama ne yana baksa kadın . kavga çıkartsa biliyordu ki suçlu o olacaktı .
anlamadan dinlemeden ne diye kavga çıkarttın denilecek ve sonra ayrılık gelecekti .
biliyordu adam başına gelecekleri , sessizce bir köşede oturmuş sarhoşluğun masasına uğramasını bekliyordu .
kadının masasındaki erkeklerin tiplerine baktı , sonra kendisine .
utandı kendisinden . sevmek en güçlü en iri en zengin en pahalı adamın süslü sözleriymiş gibi inandırdı kendisini .
kalkmak istedi ayakları elleri mani oldu . öfkelense edeceği sözü yoktu . kalkıp yanlarına gitse ne konuşacaktı . kadın kendinden geçmiş alkolün ve müziğin raksına bırakmış yabancı ellerin vücudunda dolaşmasına izin vererek öldürüyordu sanrıları .
hızlıca kapıya gitmeyi düşündü adam , davrandı paltosuna ama masadaki bardak o gürültünün durmasını beklermiş gibi son notadan sonra bir ayıbı adamın yüzüne vurur gibi düştü yere . kadın görmüştü adamı .
adam kadının yüzüne bakamıyordu . . .
sebepsiz yere gülüp birden bire susma hastalığına yakalanmıştı ..
kollarımı açınca iç güdüsel olarak uçuyorum biliyorsun :)
halk kahramanı olmak zor işmiş arkadaş . kapıcı olmak istiyorum ben :D
revolver'da altı iskambil kağıdı
hiç biri yirmi bire tamamlamıyor elimi
aşağısı uçurum
yukarısı cehennem
cennet ufuk çizgisi gibi karşımda . . .
ama çok uzaklarda .
barda altı iskemle
yuvarlak bir masa
belinde silah taşıyan genç çocuklar
hiç birisinde o revolver ı şakağıma dayıyacak cesaret yok
ÅŸehirde bir bar
içi tıka basa sigara dumanı
soluduğum gri bir hava müsfettesi
sinirleri gerilmiş bir kaybeden arıyorum kendime
meydan okuyabilecek
kaybedecek hiçbir şeyi olmayanı çağırıyorum
barda bir adam
başını hiç kaldırmadan içiyor
kazanmak ya da kaybetmek umurunda deÄŸil
sadece içkisini içmek istiyor
gözleri akrep yuvası
kaşıyamıyor .
adamın içinde bir cehennem
yukarı baksa tanrı
aşağı baksa şeytan
her ikisinin de gözü butta
karanlık bir köşede başı önünde içkisini yudumlaması dışında sessizce bekleyen bir adam .
revolver ın içindeki altı kurşunun içkisini içen tanrının ve şeytanın peşinde olduğu adamı nişan almasını içkisini içerek bekliyor .
biliyor
adam vurulsa da yere düşmeyecek
bu sefer deÄŸil
bu sefer gözlerinde akrep saklıyor uyanık kalabilmek için
bu sefer kanında zehir
bu sefer kavgaya hazır
bu sefer sakin
bu sefer tamam
inanıyorum söylediğini candan söylediğine, ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez. hafızanın kulu olmaz kararımız, çabuk doğduğu için büyümeden ölür, nasıl ki ham meyve dalında durur da, oldu mu kendiliğinden düşüverir yere. kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak, en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. tutku bitti mi, istem de biter gider, ateşli sevinçler de kederler de yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte. sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir, bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir. madem bu dünya bile yok olacak bir gün sevginin bitmesine insan neden üzülsün? sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi? daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi. düşen büyük adamı en sevdiği unutur, yükselen züğürde düşmanları dost olur. sevgi talihin peşindedir diyecek insan bunca dost görünce büyüklere kul kurban! başı darda olan dayanak aramayagörsün, sözde dost düşman kesilir bütün. ama ilk düşünceme döneyim yine isteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle bütün kurduklarımız yıkılır gider, düşünceler bizim, olaylar bizim değiller. sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan, inancın değişir kocan öldüğü zaman . . . HAMLET
İNSAN İNANDIĞI ŞEYLER UĞRUNA MUHTEŞEM HATALAR YAPABİLİR
photoshop uygulanmamıştır . filistinde bir israil tankı göstericilerin üzerine nişan alırken çekilmiş bir fotoğraf .
iktidar her yerdedir DİRENİŞ DE ! diye bağırılırken çekilmiş bir işte o an .
hep isyan hepp isyannnnn..sanatçı duyarlılığı..
öndeki paçalı bakkkk..
sanatçı duyarlılığı diye birşeye inanmam . bu milletin sözde aydınları ve misyoner laikleri daha tek kelime edemediler ağızlarını açıpta israile !
benimkisi sadece zulme karşı mazlumun sesini nefesi yettiğince , yetmediği yerde de bittince uzaklara duyurmak için atılmış bir adım .
Dardayım hızır canım çok sıkkın . dokunsalar peşimde nicelerini sürüklerim bir yangına . . .
Sabrımı merak edenler bu canın nasıl sıkılabileceği üzerine empati kurmasınlar , canları dayanmaz .
Hayırlı iftarlar kardeşim
rus ruleti ölmesini bekletemeyenler içindir . rus ruletinde siz ölmezsiniz , rus ruleti sizi öldürür ki ben bunu saymam !
Geceyi çalıyorum yıldızların elinden
Bütün kadınlar uyusun
Bir tek sen hariç
Saçların dağılırken karanlıklara
Baharı atlasın keman yazda tel kırsın
Tutuklu kollarında kumral bir başın
Bozdur yeminini üstü ellere kalsın
Dökülsün günahlar geceye bir bir
Bırak kutuplarda yıldızlar kaysın
Er geç tuz değecek dudaklarına
Kızıla boyansın arşe ellerin yansın
Kemancı anlamaz senin dilinden
İsterse inatla dört mevsim çalsın
Sen yazda vals yap çıplak ayakla
Turuncu baharlar onlara kalsın
Geceyi çalıyorum yıldızların elinden
Bütün kadınlar uyusun
Bir tek sen hariç
sustukça bir başkasının yerine koydun mu kendini hiç ?
dertlerine o kişiden fazla dertlenip dernini derdin yaptın mı ?
sevdiğini söylerken aslında ne kadar saçma ve konu dışına çıktığını farkedip küfrettin mi kendine ?
herkes sana bakarken sen başka bir yöne bakıp dönebildin mi sırtını herşeye ?
soruyorum , duvarları ısırıp duvar saatine karşı bakarak konuştun mu kendinle ?
ya da günleri saat yapıp taktın mı koluna ?
kendini avuttun mu her gün aynı nöbet seanslarında ?
hiç başkasına bunca soru sorup evet dedin mi onun yerine beki de o hiçbir soruna evet demediği halde . . .
kapıyı ardına kadar açık bırakıp , tüm geçmişine " mecaz yalnızlıklar bunlar . tıpkı gerçek aşkı bulana kadar gelip geçecek aşklar kadar ." diyerek gününü umuda ekmek yapıp doğradın mı ?
doğruyu söyle . . .
insanlık insan cisminin dışında çok büyük bir mana ve soyut bir alem taşır ki bu tek bir insanın değil yan yana gelmiş ve birlik olabilmiş bir toplumun nitelendirilebileceği bir sıfattır . İnsanlık toplu insan karmaşası dahilinde kullanılan bir cins isim olduğunda hiç bir zaman toplu intihara gitmediği gibi toplu bir iftihar da alamamıştır . insanlık mana ve erdem boyutuyla ele alındığında aktif iyilerin pasif iyilerce ve aktif kötülerce sırtlarına yüklenen yükü kaldırması biraz daha zorlaşsa da insanlık yine emin adımlarla ilerleyecektir .
iki farklı insanlık manzarası sunmak istedim .